Header Ads

Sokak modasına şık yaklaşıım: Tuvanam Undart

Tuvana Büyükçınar: “Tüm dünyada bir sadeleşme eğilimi olmakla birlikte, Ortadoğulu kadınlar daha gösterişli modeller ve canlı renkleri, Avrupalılarsa gündelik ve gece yaşamlarındaki çizgiyi birbirine yakınlaştıracak, daha düz ve yalın çizgileri tercih ediyor…”

Tasarımcı Tuvana Büyükçınar Demir’in, Mercedes- Benz İstanbul Fashion Week bünyesindeki defilesi Tuvanam Undart Sonbahar-Kış 2013 Karaköy Antrepo’ da gerçekleştirdi. Başmanken olarak açılış ve kapanışı Çağla Şikel’ in yaptığı defilede Didem Soydan, BerilKayar ile 12 yabancı manken 30 geçiş yaparak, 100 parça sergilediler.“Tuvanam Undart Art Deco temasıyla çerçevelendirilmiş sokak modasına atıfta bulunuyor. Kaşe, krep, deri ve payetin farklı varyantlarının kullanıldığı koleksiyonda, antrasit ve antik gold metal işçiliğinin yanı sıra taş işlemeleri, metal tokalar ve gold detaylı kemerler ön plana çıkıyor.”

2013 yaz koleksiyonunda Metal detaylara yer veren Tuvana Büyükçınar koleksiyonunda mimari
konstrüksiyonların couture işçiliği ile çalışıldığı geometrik ve yapısal bileşenler ile krep, jorjet, ipek şifon, deri ve payet gibi gösterişli materyallerde ve gold metal aksesuarlarla kadınların beğenisine sunuyor. Renk paletinin zenginliği ve uyumu ile dikkat çeken tasarımcı siyah, beyaz, sarı, yeşil ve kırmızı tonlarını metalik detaylarla işliyor. Art deco’nun vazgeçilmez formlarını brütal dokunuşlarla harmanlayarak modern hayatın çelişkisinin altını çiziyor.

Moda editörlüğünden, moda tasarımcılığına olan geçmişinizden bahseder misiniz?Modaya karşı eğilimim ve hassasiyetim neredeyse çocukluk yıllarıma dayanıyor, annemle birlikte tüm Vizon dergisi ekibi aracılığıyla da o dünyanın hep içinde oldum. Ama moda sektörüne aktif olarak girmem 1991 yılında çeşitli dergilerde moda editörlüğü yapmaya başlamamla gerçekleşti. Sonrasında 1999’dan itibaren sırasıyla mağazacılık, özel siparişler, organizasyon ve tekstil ihracatı geldi. Organizasyon apayrı ve üretkenliğin sınır tanımadığı büyülü bir dünya… Tuvanam,

Tutti ve Tuvanam Baby Couture tekstilde dünyaya açıldığımız, yine kendi kreative ettiğimiz markalarımız, gözbebeklerimiz.

IFW’ye kaçıncı kez katılıyorsunuz?
Bu seneden itibaren Mercedes-Benz sponsorluğuyla organize edilmeye başlanan MBFWI kapsamındaki 6. defilemi gerçekleştirdim.

Tasarımlarınızda trendleri ne kadar önemsiyorsunuz?
Benim kendime has, bambaşka bir hayal dünyam var. Tasarım yaparken mevcut trendlerden, kalıplardan, klişelerden yola çıkıp, kendimi tekrar etmek yerine, bir şeyleri sıfırdan var etmenin verdiği haz bambaşka!

Tasarımlarınızı hazırlarken nelerden ilham alıyorsunuz?
Benim ilham perilerim her zaman Tuvanam ve Tutti markalarını hayat felsefesi olarak da üzerine giyebilen kadınlar. Hem bu topraklarda gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin günümüze kadar uzanan kültürel mirasları, motifleri, dokuları, hem de modern çağdaki yeni akımlar ve kullanımımıza sunduğu devamlı çeşitlendirebildiğimiz materyaller üretkenliğimi besleyen çeşitli faktörler olduğu için, hep eklektik bir tarz benimsedim.

Geçtiğimiz ay IFW’de yer alan koleksiyonunuzda hangi renkler var? Neler ön plana çıkıyor? Koleksiyonunuz adı nedir? Koleksiyonu anlatır mısınız?
MBFWI’de yer alan Undart adlı Sonbahar-Kış 2013 koleksiyonumda önceki sezonda yer verdiğim Art Deco temasından kopmadan haute-couture’ü sokak modasıyla buluşturduğum, farklı bir çizgi yakaladım ve çok heyecanlandım. Yine İstanbul’un ve tüm metropollerin brütalist yapısından izler taşıyan bir koleksiyon oldu. Kaşe, krep, deri ve payetin farklı kup ve kombinlerde bir araya geldiği koleksiyonumda, antrasit ve antik goldla birlikte taş işlemelerine yer verdim. Metal tokalar, gold aksesuar detaylı kemer ve bootie’ler, deri eldiven ve şapkalar koleksiyonun diğer tamamlayıcılarından.

Tuvana markası Türkiye dışında hangi ülkelerde satılıyor?
Tuvanam ve Tutti markalarımız, kuruldukları 2005 yılından bu yana Bloomingdale’s, Harrods, Harvey Nichols, Le Bon Marché gibi department store’lar da dahil olmak üzere 20 ülkede 150’nin üzerinde satış noktasıyla alıcısıyla buluştu. Bu ülkeler arasında, Avrupa’da Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve Yunanistan; Ortadoğu’da Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Lübnan, Suudi Arabistan ve Ürdün; Afrika’da Mısır, Nijerya ve Senegal; Asya’da Endonezya, Japonya, Kore,
Rusya ve Singapur; Amerika’da Panama yer alıyor. Yurtdışına ürünlerinizi ihraç ediyorsunuz,
Ortadoğu, Türkiye ve Avrupa’daki moda anlayışını karşılaştırmak adına neler söyleyebilirsiniz?
Tüm dünyada bir sadeleşme eğilimi olmakla birlikte, Ortadoğulu kadınlar daha gösterişli modeller ve canlı renkleri, Avrupalılarsa gündelik ve gece yaşamlarındaki çizgiyi birbirine yakınlaştıracak, daha düz ve yalın çizgileri tercih ediyor… Türkiye’ye baktığımızda tasarıma verilen önemin giderek arttığını, iddiayla minimalizmin dozunda harmanlandığı bir moda anlayışı görüyoruz.

Son zamanlarda patlayan sokak modasından bahsedecek olursak; sizi sokak modasıyla en çok etkileyen şehir hangisi?
Ben modanın her platformda gelişmesinden yanayım. Sokak modası akımı da takipçilerinin verdiği önem ve gösterdiği ciddiyetle rüştünü çoktan ispatladı ve tek bir ülke ya da şehirden ziyade kendine özgülüğüyle, yerel detaylarıyla yorumlanması asıl hoşuma giden unsur. 

Yurtdışında çizgilerini beğendiğiniz tasarımcılardan örnek verebilir misiniz?
Kendime yakın bulduğum ya da örnek aldığım bir tasarımcı olmamakla birlikte, Alexander Wang, Riccardo Tisci, Tsumori Chisato gibi beğendiğim tasarımcılar var dünyada…

Moda dünyasında başarılı ve kalıcı olmak için, sahip olunması gereken özellikler neler? Modayı tasarım anlamında öncelikle içgüdüsel bir dürtü, bir yetenek olarak görüyorum. Bunun bilincine varan, bu yeteneği kendinde keşfedenlerin ise yapabileceği ilk şey işin tekniğini öğrenmek adına eğitimini almak elbette. Ancak sadece tasarım alanında değil, her meslek dalında eğitim ve tecrübenin kişiye kattıkları çok ayrı. Teorik bilgiyi pratiğe döküp, işin mutfağını, iç yüzünü ve kendini görmek istediğinden emin olacağı bir pozisyon için, bir tasarım firmasında ya da ofisinde staj benzeri girişimlerde bulunulmasını tavsiye ediyorum.

Elinizde olsa hangi trendi değiştirirdiniz?
Asla aslalarımın olmadığı bir konu trendler, hiçbirinin körü koruna takip edilmesinden yana olmasam da, her birini insanların ufkunu genişletecek bir zenginlik unsuru olarak değerlendiriyorum.
2013 yazı için kadınlara hangi renkler giymeleri konusunda tüyo vermek isteseniz? Hangi renkler olurdu?
Siyah, kırık beyaz, yeşil ve kırmızı tonlarını bu sezonun öne çıkan renkleri olarak görüyoruz. Gold dokunuşlar ve aksesuarlar, geometrik kalıp ve motifler, farklı püskül ve payetler de bu sezon yine sıklıkla karşılaşacağımız detaylar arasında.

Haute Couture tasarımlarnı ne kadar sürede tamamlıyor?
Haute Couture tasarımlar modele göre değişkenlik göstermekle birlikte 2 hafta ila 2 ay arası ortalama bir süre verebilirim.

Kumaş seçimini nasıl ve nereden yapıyorsunuz? Tasarımlarınızda kullandığınız kumaş özelliklerinden bahseder misiniz?
Kumaş seçimi tamamen koleksiyonumun ruhuna ve konseptine göre değişkenlik gösteren bir unsur. Örneğin; Zamana Karşı Keşif koleksiyonumda Antep, Hatay, Halep ve Türkmenistan’dan el dokumaları, kutnu ve ikatlar, Storyteller koleksiyonumda brokar, ipek keten ve taşlanmış ipek satenler, Şeker İlavesiz koleksiyonumda emprime ipek şifon, saten, tül ve organzelerle, metalik aksesuarlar, Ciddiyet Parodisi koleksiyonumda ise Yünsa’nın ekoseli, çizgili, balıksırtı gibi yünlü kumaşlarıyla, deriler ve danteller ön plana çıkmıştı…

İşinize devam etmenizi sağlayan güç nedir?
Bugün omuzlarımda büyük yükler var, hem A46 butiklerim, hem tekstil markalarım, hem organizasyon firmamız, devamlı bir üretim, düzenli olarak yukarılara taşıdığımız çıtamız, benim en büyük motivasyon kaynaklarım. Bu yükü birlikte omuzladığımız eşim Selim, ailelerimiz, sevgili ortağımız Arda ve giderek büyüyen ekibimizle insanların hayallerini gerçeğe dönüştürmek ve onları benzersiz kılmak için mücadele halindeyiz.

Stil ikonunuz kim?
Benim ikonum olmasa da ölümünün üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen 21. yy’da da stiliyle efsaneleşen Marilyn Monroe’yu en büyük stil ikonlarından biri olarak görüyorum.
Yeni bir şey tasarlamak için oturduğunuzda, nasıl bir ortam tercih ediyorsunuz?
Çok değişkenlik gösteren bir durum bu… Ama kesinlikle oturma safhasından önce, mutlaka bir gelişme süreci, bir hikayesi oluyor…

Siz kendinizde nasıl bir stili benimsiyorsunuz?
Stilimi anlatmak için eklektik yaklaşım kelimesi sanırım en doğru tanım olurdu. Kimi zaman, barokla moderni, kimi zaman klasikle popu harmanladım; bazen romantik oldu çizgim, bazen de bohem ama daima kendi hissettiğim gibi…

Hiç yorum yok

Yorumları ve haberlerinizi bizimle paylaşınız

Blogger tarafından desteklenmektedir.